Tıbbiyeli olmak…
Hayal kurmak, ümit etmek çokça sevinmek bir o kadar sarsılmak, ama dik durmak her zaman. Çabalamak, yılmamak yıkılmamak… Düşünmek, düşlemek, düşmek peşine düşlerin ve mücadele etmek, son nefer son nefese dek…
Tıbbiyeli olmak…
Farklı olmak herkesten, isyan etmek haksızlıklara, fark etmek yanlışlıkları, insanını herkesten daha iyi tanımak ve herkesten çok sevmektir. Tıbbiye farklıdır ve Tıbbiyeli özeldir. Bu kapıdan girdiğiniz anda insanların size bakışı bile değişir. Ancak sizde kendinize düşeni yapmalı hocanızın sözünü tutmalısınız. Hocamız Dr. Akil Muhtar Özden diyor ki bize “Vicdanı karşısında sorumluluktan kurtulabilmek için hekim, daima bilgisini artırmaya ve dikkatini güçlendirmeye çalışmalıdır. Hakiki vatansever mesleğinde en yüksek olmaya çalışandır.”.
Tıbbiyeli olmak…
Çalışmak ve her daim devrin en iyisi olmak için mücadele etmektir. Mustafa Kemal yine bu amaçla yurt dışına gönderilen tıbbiyelilere çektiği telgrafta: “Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz!” demiştir. Bizde Tıbbiye’ye birer kıvılcım olarak geldik ve buradan memleketi aydınlatan meşaleler olarak ayrılacağız. Mustafa Kemal’den bize bir nasihat daha “Her iyiyi ve her güzeli daima ecnebiye mal etmeye taraftar olmayınız. Türk milleti medenidir, cesurdur. Almış olduğu vazifeyi her Türk genci müşkül şartlar altında da başarmaya kabiliyetlidir.”
Tıbbiyeli olmak…
Hayal kurmaktır, hem de en alasını… Ve Tıbbiyeli hayalini gerçekleştirmek için ne gerekiyorsa yapmaktan da kesinlikle çekinmez. Çekinmemiştir de, ne Çanakkale’de bir adım geri atmış ne de Sakarya’da üzerine gelen kurşundan kendini sakınmıştır. Gerektiğinde milletinin ve askerinin sağlığı için saatlerce çalışmış, gerektiğinde revolveri çıkarıp düşmana kurşun atmıştır. Kurtuluş Savaşı’nda hep ön safta yer alan Tıbbiyelilerden biri, Tıbbiyeli Mustafa ve adaşı Gazi Mustafa Kemal arasında geçen bir konuşmayı nakledeyim size: “Tıbbiyeli Mustafa ile Mustafa Kemal yapılacak inkılâplar hakkında konuşurken Tıbbiyeli Mustafa: “Bu uğurda ölmeliyiz!” diyerek bağırır. Mustafa Kemal bunun üzerine: “Mesele ölmekte değil idealimizi yaratmak, yapmak ve yerleştirmektedir!”
Tıbbiyeli olmak…
Unutmamaktır, 14 Mart 1919’u; cesaretinle, canınla ve kanınla elde ettiklerini. 14 Mart; ülken, başkentin, tıbbiyen işgal edilmişken şanlı bayrağını göklere yükselttiğin gündür. Herkes susarken, haksızlıklara karşı tüm gücünle haykırdığın ve herkes derin uykulara dalmışken senin bir şehrin uyanışını başlattığın gündür. 14 Mart sadece bir üçüncü sınıf talebesi iken ülkesini, şehrini ve tıbbiyesini işgal eden İngilizlere karşı susamayan Tıbbiyeli Hikmet’in ve cesur Tıbbiyelilerin, ikiden fazla öğrencinin bir arada yürümesi bile yasakken, Tıbbiyenin iki kulesi arasına şanlı Türk bayrağını tüm ihtişamı ile astıkları gündür. Bu bahisle 14 Mart sadece kuru bir kuruluş günü değil, Tıbbiyenin işgale ve zulme karşı direniş günü, Tıbbiyenin kut günü, gurur günüdür.
Tıbbiyeli olmak
Kararlı olmaktır, doğru bildiği yoldan kimse için dönmemektir. Ve elbette Tıbbiyeli direnişi sembolik kalmamış devamında da Tıbbiyeliler üzerlerine düşeni yapmıştır. Yeri geldiğinde yine Tıbbiyeli Hikmet Mustafa Kemal’e ‘’Paşam, murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklâl davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve takbih ederiz. Farz-ı mahal, manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve lanetleriz.’’ demiş, Tıbbiyenin duruşunu herkese göstermiştir.
Tıbbiyeli olmak…
Tam bir vazife bilincine sahip olmaktır. Ve Tıbbiye Vatan savunmasında değerini öyle güzel göstermiştir ki. İstanbul’u İngilizlerden teslim almaya gelen Refet Paşa soluğu Tıbbiye’de almış ve ağabeylerimize şöyle seslenmiştir. “Böyle bir fakülteye sahip olmak yalnız bu milletin tekeli altındadır. Nasıl ki yeryüzünün en yüce milleti Türk ise, yeryüzünün en cesur gençleri de sizlersiniz. Gıpta ile söylüyorum ben sizin cesaretiniz önünde eğilmek istiyorum. Tıbbiyeliler uzun senelerden beri pek çok şeyler için öldü. Bu milletin tüm halkının canı sürüklenirken tek isyan sesi bu ocaktan yükselmiştir.”
Tıbbiyeli olmak…
Yılgınlık nedir bilmemektir. Bizler böyle yüce ve kıymetli bir emanetin yüklenicileriyiz. Şimdi yaşadığımız zor günlere bakarak yılmak bize yakışmaz, bilimin ışığında, daha aydınlık günlere erişmek için mücadelemize yılmadan devam edeceğiz. Karşımızda ki düşman kim olursa olsun, kendimiz dahi olsak, Tıbbiyeli Ağabeylerimizden bize kalan emanete sahip çıkacak, bayrağı yere düşürmeyecek, kirletmeyeceğiz.
Selam ve dua ile…
Mehmet Ali TOKGÖZ
Türkiye Sağlık Çalışanları Eğitim ve Dayanışma Vakfı Türkiye Sağlık Çalışanları Eğitim ve Dayanışma Vakfı İnteraktif Web Portalı
